04 Şubat 2008 Pazartesi

SÜNNET ZAMANI

Erkek bebeği olan anneler lütfen bebeğinizi 2 yaşından önce yada 7 yaşından sonra sünnet ettirin. Bunu ben söylüyorum sanmayın bunu doktorlarımız söylüyor. Sünnet için en uygun zamanın 2 yaş öncesi 7 yaş sonrası olduğunu söylüyorlar doktorlarımız. Aslına bakarsanız sünnet her yaşta yapılabilir fakat özellikle 3-5 yaşları arası kimlik gelişim dönemleridir. Bu dönemlerde çocukların uyumsuz olmaları ve herhangi bir psikolojik etki oluşturmaması nedeniyle zorunlu olmadıkça sünnet tavsiye edilmiyor.

Sünnet erkek çocukların korkulu rüyasıdır. Sünnetten korkmayan çocuk yoktur heralde. Hatırlıyorum da annem iki erkek kardeşimin sünnetlerinde problem yaşamıştı. Biri çişini 2 gün boyunca tutmuş annem hastalanıcak diye ne yapacağını şaşırmıştı.

Ben doktorlarımızı dinledim ve bebeğimi 18 aylıkken sünnet ettirdim. Sünnet olduktan 1 saat sonra kalkıp hiçbirşey yokmuş gibi oynamaya başladı. Yalnızca ilk gün altına bakarken problem yaşadık ama oda çok kolay atlatıldı. Ben (başkalarının deyimiyle) erken yaptırmaktan memnunum. Biraz büyüyüncede sünnet kıyafetlerini giydiricem ve düğününü yapıcam.

İLK ÜÇ YAŞIN ÖNEMİ

3'ÜN ÖNEMİ
Sevgili Anne ve Anne
adayları, araştırmalar gösteriyor ki bebeklerimiz milyarlarca beyin hücresi ile doğuyor ve doğumdan üç yaşına kadar bu hücreler arasında trilyonlarca bağlantı oluşuyor. 3 yaşına kadar kullanılmayan beyin hücreleri ölüyor. Çocuklarımıza iyi bir gelecek sağlamak bizim elimizde fakat biz ne yapıyoruz çalışıp didinip çocuklarımızı güzel kreşlere, okullara göndermeye bakıyoruz. Halbuki en önemli zaman olan ilk üç seneyi kaçırıyoruz. Yapmamız gereken kurtarabildiğimiz kadar çok hücre kurtarmak. Ben bebeğim için bu konuda elimden geleni yapıyorum. Çalışan bir bayan olarak şimdilik mesleğime ara verdim. İşime istediğim zaman geri dönebilirim fakat bebeğim için önemli olan bu senelere asla... Genellikle 1 yaşından sonra bebeğimizin beyin gelişimiyle ilgili yapabileceğimiz şeyler şular; Öncelikle sizi anlayıp anlamaması önemli değil bebeğinizle sürekli konuşun. Ona yaptığınız iş hakkında bilgi verin. O an ne yapıyorsanız bebeğinize anlatın. Yaşına uygun kitaplar alın ve ona okuyun.

Küçük dehayı destekleyin...

24 Aralık 2007 Pazartesi

BEBEĞİMİZ DOĞDU

BEBEĞİMİZ DOĞDU

Adı : Kerem
Anne Adı : Ebru
Baba Adı : Mehmet
Doğum Tarihi : 11 Mayıs 2006
Burcu : Boğa
Doğduğu Hastane: Anadolu Sağlık Merkezi
Doktoru : Filiz Ebru
Doğum Kilosu : 3 kilo 18 gram
Boyu : 50 cm.
Baş Çevresi :33,5 cm


Bebeğimin normal doğumla doğmasını çok istedim ama her zaman bu sizin elinizde olmuyor. Her şey normal doğuma uygun sanırken son anda sezeryan olmak zorunda olduğumu öğrendim. Aylardır gittiğim doktorun bana “bu bebeğe müdahale etmemiz gerek.” Demesiyle yıkıldım. Müdahale derken ne demek istediğini sordum. Suni sancımıydı demek istediği. “evet ama ona da sonuç vermezse

boşuna sancı çekmiş olursun” dedi. Doktorun, hamile insanların ne kadar hassas olduğundan haberi yoktu sanırım. O kadar soğuk ve olağan bir tavırla konuşuyordu ki… bu konuşmanın ardından NST (none stres test) ye girdim. Yani bebeğimin kalp atışları dinlendi. Tabi ben bu süre( yaklaşık 20 dk. Boyunca) ağladım. Sonuç: “testi 1 saat sonra tekrar yapmalıyız.” oldu. Son anda doktor değiştirdim. Siz siz olun doktorunuzu sevemediyseniz son ana kadar beklemeyin ve değiştirin. Sonuç olarak ilk muayene olduğum hastaneye gittim. Oradaki doktorun yaklaşımı ise harikaydı. Beni ultrasona aldı ve bak bebeğin üzgün görünüyor. Artık çıkmak istiyor. Normal doğum sancıların yok ve bebek doğum kanalına girerek doğum hazırlığı yapmamış. Bu durumda sezaryen olman gerek.” Dedi. Yaklaşımı o kadar güzeldi… fakat ben kendimi hep normal doğuma hazırlamıştım. Sezeryan hakkında hiçbirşey bilmiyordum. Zaten sezeryanı bilmemde gerekmezdi. Sezeryanda bana düşen bir şey yoktu. Normal doğumdaki gibi kasılmalar, kesik kesik nefes almalar, zamanı gelince ıkınmalar gibi şeyler söz konusu değildi. Sezaryen olmanın en üzücü yanı ise bebeğimin ilk çığlıklarını duyamayacaktım ve ilk görenlerden olamayacaktım. Uyuyacaktım ve uyandığımda bu bebek senin diye getireceklerdi. Meğer bununda çözümü varmış.
Sezaryenden önce beni yerleştirdikleri hastane odasında oturmuş eşimin gelmesini beklerken anestezi uzmanı odama geldi ve bana lokal anestezi mi yoksa genel anestezi mi diye sordu ve açıklamaya başladı. Epidural anestezide belimden vurulacak bir iğneyle belden aşağısı uyuşturuluyormuş. Bilinç açık. Her şeyin farkında oluyorsun. Bebeğinin doğumunu görüyorsun ve ilk çığlıklarını duyuyorsun. Eşinin doğum sırasında yanında olmasına izin veriyorlar. Genel anestezide ise uyuyorsun. Doğum oluyor uyanıyorsun ve işte bebeğin diyorlar. Her şey senin dışında oluyor ve eşinde zaten doğumhaneye alınmıyor. Ben epiduralı biliyordum. Onu çok araştırmıştım. İsveç’te doğum yapan eltim normal doğumu epiduralla yapmıştı ve çok memnundu. Bana çok tavsiye etti. Ama Canada’da doğum yapan kuzenim “hala belim ağrıyor. Çoğu zaman bebeğimi yattığı yerden alırken çok ağrı duyuyorum”dedi. Türkiye’de ise epidural olan kimseyi tanımıyordum. Bir öğrencim Türkiye’de epidural olan tanıdıkları olduğunu ve ikisinin de çiş tutma ve bel ağrısı konusunda şikayetleri vardı. Bunları doktor hanıma söylediğimde bu konuda beni rahatlattı. Doktorumuz Ebru hanım ise bende epiduralla doğum yaptım. Çok rahat ettim.”dedi. bende cesaretlendim. Hemen eşimi arayıp ona anlattım. Sence hangisi dedim. Oda epidural olsun. Bende yanında olayım deyince karar verildi. Epidural olacaktım. Epidural belinize vurulan iğne dışında harika bir şey. Acısız normal doğum yapmış gibi oluyorsunuz. Beynimde hiçbir uyuşukluk hissetmedim. Sezeryandan kısa bir süre sonra ayaklarımı hissetmeye başladım. Sezeryan olan bölgenizi görmediğiniz için bu sizi etkilemiyor. Epduralın en büyük avantajı bebeğiniz hiç uyuşturucudan etkilenmiyor. Genel anestezide bebek anesteziden payını alıyor.
Bebeğim artık kollarımda ve ben çok mutluyum. Emzirmem gerekiyor. İlk saatlerde gelen sütün ne derece önemli olduğunu biliyorum ve bol bol bu colostum denilen sütten vermek istiyorum ama oda ne? Meme yapım emzirmeye uygun değil. Önceki gittiğim hastane de bunun için hiç bilgi verilmedi ve emzirebilmem için gerekli olan egzersizler yapılmadı. Sonuç olarak bebeğimi emzirmek için çok uğraştım olmadı. Sonunda emzirebilmek için silikon başlık kullandım. Bir süre sonrada emzirmekte sorun yaşamadım. Bebeğim 15 aylık olana kadar emdi. Kendi isteğiyle de bıraktı. Zaten dişleri çıktığında zor oluyorduJ emzirmemin çok faydalarını gördüm. Bünyesi çok sağlam maşallah. Bugüne kadar babası ve benim geçirdiğimiz sayısız grip salgınından etkilenmedi.
Hastanede hemşireler bana bazı şeyler anlattılar. Bunlar birer ders niteliğindeydiler.
Ders 1: bebeği kaynamış soğumuş suyla banyo yapmamı önerdiler. İlk 7 ay öyle yaptım. Daha sonra musluk suyundan mikrop kapan ve hastanelik olan bebekleri duyduğumda iyi ki böyle yapmışım dedim.
Ders 2: göbek kordonunu her altına baktığımda %70 saf alkolle temizlemem gerektiğini söylediler. Ayrıca göbek kordonu özellikle erkek bebeklerde bezinin dışında kalmalı. Bebek bezinin ön tarafını katlayarak göbek kordonunu açıkta bırakabilirsiniz. Çünkü idrarla temas etmemesi çok önemli. (1 hafta sonra göbek bağı düştü.)
Ders 3 : temiz ve ütülenmiş bir tülbent ile bebeğimin temizliğini günlük olarak yapmamı önerdiler. Mendilin dört köşesini de farklı bölgeleri temizlemek için kullanıcaktım. kaynatılmış soğutulmuş suya ilk köşe batırılacak ve dili temizlenicek. Ağzında pamukçuk olmaması için, ikinci köşesi yine suya batırılıp sağ göz kapağı içten dışa silinecek. Aynı işlem sol göz için mendilin diğer köşesi kullanılacak. Son köşede kulaklarının arkası için kullanılacak.
Ders 4 : ilk günlerde günde yaklaşık 15 defa altını kirleten bebeğimizin altını yine kaynamış soğumuş suyla temizlemem ve sık sık altını değiştirmem önerildi.
Ders 5: emzirme esnasında her memenin en az 5 dk. En fazla 20 dakika emzirilmesi gerektiğini, en son emzirilen memenin bir sonraki emzirmede ilk emzirilen meme olması gerektiğini söylediler. Ne kadar çok emzirirsek o kadar çok sütümüz artarmış. Sütü artıran en önemli şeyde bol bol sıvı tüketmekmiş. (Özellikle su)
Ders 6 : emzirdikten sonra birkaç dakika gazını çıkarmak için bebeğimizin sırtını sıvazlamalıyız.
Ders 7 : banyoya başlamadan önce bütün banyo malzemeleri hazır olmalıdır. Banyodan sonra kullanacağınız havlu ve giydireceğiniz giysileri de hazırlamanızda fayda var. Banyo yaptırırken en son başını yıkamalıyız. Başını yıkarken kulaklarını bükerek kulağına su kaçmasını engellemeliyiz. İlk günler banyo 5 dakikadan uzun olmamalı.

Sezeryan olmak insanı zorluyor. Hareketinizi kısıtlıyor. Beni ameliyattan yaklaşık 1 saat sonra hemşireler ayağa kaldırarak yürümemi istediler. Ne kadar çabuk ayağa kalkarsam o kadar iyiymiş. Yattığım yerden kolay gözüküyordu. Ne var ki kalkar yürürüm diyorsunuz ama öyle değilmiş. Önce oturtturuldum. Annem ve hemşire hanım terliğimi giydirmek için beni bıraktılar ve ben hooopp yatağa yan yattım. Yani bırakın ayağa kalkmayı oturmayı bile tek başıma yapamıyormuşum meğer. Sonra beni tutarak ayağa kaldırdılar ve kesinlikle önüme değil ileriye bakmamı söylediler. Midem bulanabilirmiş. Bende mide bulantısı olmadı. Ayağımı güçlükle sürüyerek yürüyebiliyordum. Yatağa dönmeyi can attığımı hatırlıyorum.
Elinize bir düğme tutuşturuyorlar. Bu acı hissetmemeniz için bir serumun düğmesi. Acı hissettiğinde tık yapıyorsun ve ilacı açıyorsun sadece birkaç damla. Ben okuduklarımdan acı hissetmeden basmam gerektiğini öğrenmiştim. Hile yapıp üst üste basarsanız biiip biiiiip yapıyor. Yani boşuna basma veremeyiz demek oluyor. Her seferinde tek bir tık hakkınız var. Bir süre sonra hemşire bana serumu çıkarmayı önerdi. Ama onu bırakmak istemiyordum. Buna hazır değildim. Bana, bunun daha iyi olacağını, şimdiden onsuzluğa alışmam gerektiğini çünkü yarın eve çıktığımda zorluk çekeceğimi anlattı. Bende kabul ettim ama bir süre sonra acılar başlayınca ona kızmaya başladım ama o haklıydı. Serumun yerini tutacak olan vermidondu. Eve döndüğümde de vermidon kullanacaktım. Hastanede o kadar rahattım ki eve dönmeye korkuyordum. Nasıl başa çıkacaktım?
Artık eve dönüş vakti. Bebeğimin eviyle tanışma vakti…
Hastaneden tam çıkarken bebeğimin biluribin seviyesinin yüksek olduğunu söylediler. Işık tedavisi gerekebilirmiş. Yani sarılık olma olasılığı var mış. Eskiler yeni doğan bebeğe sarı giydirirler. Sarılık olmasın diye. Gerçek şu ki beyaz giydirdiğinizde bebek gerçekten sarı gözüküyor. Sarı giydirdiğinizde ise sarı olduğu kamufle oluyor. Bu beni çok üzdü. Bu üzüntüyle hastaneden çıktık. Birkaç gün sonra bir çocuk doktoruna götürdük. Doktor kan almaya bile gerek olmadığını yeni doğan bebeklerin %80’inde biluribin değerlerinin yükseldiğinin 1 hafta sonra ise normale döndüğünü söyledi. Çok sevinmiştik. Gerçektende öyle oldu. Doktordan doktora her zaman fark vardır. Emin olmadığınız durumları başka bir doktora danışmayı deneyin. Sonuç sevindirici olabiliyor.
Böylece artık doktorumuzu bulmuştuk. Ali cihandide. Aşılarımızı artık o vuruyor ve gelişim kontrollerini o yapıyordu. Aşıyı gerçekten çok güzel yapıyordu. Bebeğimiz sadece birkaç saniye ağlıyor sonrasında hemen susuyordu. Bir aşıyı farklı bir yerde vurdurmak zorunda kaldık. Verem aşısını. İşte o zaman aradaki farkı anladık. Kerem 1 hafta kendine gelemedi.
Bu arada bebeğimizin doğumdan sonra kilosunda düşüş oldu. 2 kilo 870 gr. Bu normalmiş. Doğum kilosunda ilk zamanlarda düşüş olurmuş. 2.500 kilodan aşağı olmamak şartıyla.

ARTIK EVDEYİZ

Yarım saatte bir emziriyorum. Gece uyku yok, gündüz uyku yok. Yorgun düşüyorsunuz. Emziriyorum neden hala ağlıyor? Nedenini Doktor Cihan bey söylüyor. Sütün doyurucu değil. Mama takviyesi yapmamız lazım. Eğer şimdi başlamazsak bebeğinin gelişiminde ciddi olumsuzluklar olabilir” diyor. Yine üzülüyorum. Eve gidip söylendiği şekilde aldığım biberonları 5 dakika kaynatıyorum. Hijyen çok önemli. Daha yeni doğdu ve bünyesi çok hassas. Sonra içme suyunu 10 dakika kaynatıyorum.(mama için) ne fazla ne az. Çok olursa suyun içindeki önemli mineraller yok olabiliyor ve oksijen miktarı azalıyor. Eğer 10 dakikadan az kaynatırsanız da içerisindeki mikroplar ölmüyor. Bütün bunları hallettikten sonra mamayı verdim ve Kerem’in gözleri kaydı ve hiç olmadığı kadar huzurlu uykuya daldı. Doktorumuz haklıydı. Kerem açlıktan uyuyamıyor sürekli ağlıyordu. Kendimi suçlu hissettim ve çok üzüldüm. Ama çok sonra bunun benim elimde olmadığını kabullendim. Anne sütü ve mama bir arada çok iyi gitti. Emzirmeyi hiç bırakmadım. Size mama verdiğiniz için kızanlar oluyor. Özellikle anneniz. İstediğiniz kadar savunma yapın olmuyor. Neden mama? Sadece emzir. Doktora bakma sen diye söyleniyor. Zaten bebeğiniz olduktan sonra herkes size bir şeyler için kızıyor. Yaptıklarınızın yanlış olduğunu söylüyor. O yüzden diyorum ki araştırın. Ben gördüm ki herkes farklı bir şey söylüyor. Doğruyu bulmak sizin elinizde.
Önceleri keremle aynı odada yatıyoruz. Şu satılan küçük sepetlerden almıştık. İyi ki de almışız. Çok rahat ettik. Bebeğiniz yattığı yerden kendi oturabilene kadar bunu yatak olarak kullanabiliyorsunuz. Ayrıca sezeryanlı bir anne için çok derin olmadığından bebeğini yatırıp, kaldırmakta zorluk çekmiyorsunuz. Bir şey vardı bizi zorlayan. Bebeğimiz gündüz uyuyor gece ise sürekli uyanık, bizide uyutmuyordu. Nedenini odanın karanlık olmasına bağladık. Gece lambasıyla uyumayı denedik. Haklıydık. Artık gündüz uyanık gece uyuyorJ Kerem 3 aylık olana kadar aynı odayı paylaştık. Sonunda onu hazırladığımız kendi odasına almaya karar verdik. 3 ay bir dönüm noktası sanki. Bebeğinizin farkında olmaya başladığı an. Bir arkadaşım bana bebeklerin 3 aylıkken karekter değişikliği yaşadığını söylemişti. Bir şeylere alıştırma vaktiydi bizim için. Eğer odaları ayırma kararını erteleseydik sonrasında çok zorluk çekebilirdik kim bilir. Biz çok rahat ettik. Küçük bir gece lambası yaktık odasında. Karanlıkta uyumuyordu.

18 Aralık 2007 Salı

HAMİLEYİM

HAMİLEYİM

Yeni evlendiğimizde ilk birkaç sene bebek yapmamaya karar vermiştik fakat bebek sevgimiz çok ağır bastı ve 5 ay sonra bebek istediğimize karar verdik. Hamileliğimin henüz kesinleşmediği bir zamanda kanepede uzanmış televizyon seyrederken karnımda bir pıt pıt hissettim. Sanki kalbim orada atıyor gibiydi. Eşime “sende de oluyor mu elini koy ve hisset.” Dedim. Aslında o zaman annelik içgüdüsüyle hamileliğimin farkındaydım. İlginç olan birkaç saat sonra haberleri izlerken haber spikerinin “bebeğin ilk kalbi yaratılır. Anne adayları ise bebeğinin kalbinin oluşmasıyla karınlarında atan minik bebeklerinin kalbinin pıt pıtlarından hamile olduklarını hissederler” diyordu. Gerçekten hissettiğim bu atış bebeğimin kalp atışıymış.
Gebelik testlerinin herkeste doğru sonuç vermeyişinin kanıtı benim. Tam üç defa farklı yerlerden aldığım farklı marka testler bana negatif sonucunu verirken sadece kan testi için gittiğim hastanede, sonradan gebelik testi yaptırmaya karar vermemle hamile olduğumu öğrendim. Hamile olduğunuzu öğrendiğinizde çok duygulanıyorsunuz. Sanırım sizinle birlikte bütün yakınlarınız aynı heyecanı yaşıyor.
İlk 3 ay hamileliğimi kimseye söylemedim ve bende doktora gitmedim. Doktora gider gitmez ultrasona gireceğimi biliyordum ve ilk 3 aydan önce bunu yapmak istemedim. Bu benim tercihimdi ve pişman değilim. İlk 3 ayda bebeklerin bütün uzuvları yaratılıyor. İlk 3 ayın bir önemi de düşüklerin en fazla olduğu dönem. Doktorların bin türlü korkutmalarını da duymak istemedim. Bunu yaşayanlar bilir ki, hamileler çok hassas olur. Bu tercihimin ne kadar doğru olduğunu 3 aydan sonra doktora gittiğimde doktorun bana “sen nasıl düşük yapmadın hayret. Test sonuçların düşük yapmaya müsait olduğunu gösteriyor” demesiyle anladım.
Genelde bebeğinizin cinsiyeti 4. aydan hatta beklide daha erken belli oluyor fakat ben doğana kadar cinsiyetini öğrenemedim. Bebeğim bize cinsiyetini göstermedi. Doktorumuz bize “büyük ihtimalle erkek ama gördüğümüz beslenme kordonuda olabilir” dedi. Detaylı ultrason yapan doktor ise kız olabilir” dedi. Yani doğana kadar biz tam anlamıyla emin olamadık.

Hamileyken çiğ et(salam, çiğ köfte gibi...) yemek yasak, yumurtayı iyice pişirmelisiniz, çok tuzlu yemekten kaçınmalısınız (yoksa vücutta ödem oluşur, el ve ayaklarınız şişer), sigarayı söylemeye bile gerek duymuyorum bunu herkes biliyor. Sigara içmek bebeğinizin düşük kilolu doğmasına neden olur.
Hamileliğimde çikolataya düşkün oldum. O kadar çok çikolata yiyordum ki… belki bu yüzden bebeğim çok mutlu bir bebek J hamileyken her sabah mutlaka ceviz yiyordum. Bununda folikasit yönünden iyi olduğunu biliyorum. Ayrıca balıktan vazgeçmemelisiniz. Ne kadar balık o kadar zeki bebekler… ayrıca öğrendiğim bir şey daha var ki, yazın kış, kışın yaz sebzelerini tüketmemelisiniz.

Ben SAT(yani Son Adet Tarihinin ilk günü) tarihlerini her zaman not etmişimdir. Yani hesaplarıma göre 3 aylık hamileydim. İyi bir hastane bulup ilk ultrasonuma girdim. Harika bir şeydi. Bebeğimle ilk defa tanıştık. O kadar küçüktü ki. Sürekli hareket ediyordu. Elleri ayakları tamamen oluşmuştu. Sonraki randevu 1 ay sonraydı.
Sonrasında testler zinciri içinde buluyorsunuz kendinizi. Kan testi, idrar testi, şeker yükleme testi ve size özel diğer testler. Mesela ben guatr için ve meme kanserine karşıda kan aldırdım ve ultrasona girdim. Doktorum, ailede olan hastalıkları da kontrol etmek istedi. TSH değerlerim fazlasıyla düşük çıktı. Hamilerle bu genelde normalmiş sonra T3 ve T4 değerlerine bakılınca korkulacak birşey olmadığı anlaşıldı. Şeker yükleme testinde ise size bir bardak şurup gibi yoğun şekerli bir sıvı içiriyorlar. Zor ve kötü bir şey sanıyordum ama şurubu içip 1 saat bekliyorsunuz ve kanınız alınıyor. Benim şekerim normal çıkmıştı.
Ben bilgisayar öğretmeniyim. Hamileliğimin son haftasına kadarda çalıştım. Çalışmak bize çok iyi geldiJ ben ders anlatırken bebeğimin benim sesimi duyup mutlu olduğunu hissediyordum. Ben ders anlatırken o içeride kıpır kıpır hareket ediyordu.Eğer sizde hamileyseniz mutlaka bebeğinize şarkı söyleyin, kitap okuyun, onunla konuşun. İnanın bana o sizin sesinizi duymaktan çok mutlu oluyor. Dünyanın en çirkin sesi bile olsa sizinki bebeğiniz sizin sesinizi duymaktan mutlu.
Hamileliğimin ilk aylarından itibaren ahşap boyama kursuna gidiyordum. Doktoruma bu konudaki endişemden bahsettim. Bırakmalı mıyım dedim. Bana kesinlikle bırakmamam gerektiğini boya kokularının bebeğime vereceği zararın yok denecek kadar az olduğunu ama benim kursa giderken ki mutluluğumun ona çok faydalı olacağını söyledi.
Hamileliğimin ilk 7 ayı kimse hamile olduğumu anlamadı. Evet giysilerle kamufle ediyordum ama asıl neden fazla kilo almamış olmam. Doktorumun dediğine göre hamur işi, tatlı gibi besinler tükettiğimde anne, kurubaklagil, et, sebze gibi besinler tükettiğimizde ise bebeğimiz kilo alıyormuş. Ben ilk aylar mide bulantılarım yüzünden her ikisini de yiyemedim. Yemekten geçtim su bile içemiyordum. “Hatta rejim mi yapıyorsun ne güzel zayıflamışsın” diyenler oldu. Yaşayanlar bilir bu korkunç birşey. Daha önce hamileliği yaşamış herkese mesaj attım ve bu daha ne kadar sürecek diye sordum. Herkes aynı cevabı verdi. 4. aya kadar sürer. Az kalmış. Geçicek. Diyorlardı. Ta ki doktorum bana mide bulantısı için hap verene kadar geçmedi. Buna karşıydım.içmek istemiyordum ama bir şey yiyemediğimden, bebeğimin besinsiz kalmasının daha kötü olacağını düşündüm. İyi kide o hapı kullanmışım. Birkaç haptan sonra mide bulantısından kurtuldum ve içmeyi bıraktım. İlk kullandığımda üniversiteden canım arkadaşım Seher’in yanındaydım. Hap anında etki etti ve onun nefis yiyeceklerinden yiyebildim ve bulantının geçmesinin rahatlığı ve onca zamandan sonra yemek yiyebilmenin ağırlığıyla kanepesinde uykuya daldım.
Hamilelikte mide bulantısının yanında yaşadığım sorunlarının başında gece krampları geliyor. Uyumaya korkar hale gelmiştim. İnanılmaz bir acıyla uyanmak korkunçtu. Kramplar hamileler için doğal bir durum. Bana yardımcı olan ise magnezyum tozlarıydı. Gece yatmadan magnezyum tozunu suya atıp içiyordum. Tam bir mucizeydi bir daha hiç kramp yaşamadım. Krampın magnezyum eksikliğinden olduğunu söyledi doktorum.
Hamileliğin sonlarına doğru görülen rüyaları unutmamak gerekir. Ben bu rüyaları çok görenlerdenim. Rüyalarımı okuduğum dergilerdeki tavsiyelerle, başucumda bulunan kağıt kalemle hemen not alıyordum. Tavsiye ederim çünkü bu rüyalar eşsiz oluyor. Zaten eğer kağıt kaleminiz hazır değilse muhtemelen kısa bir süre sonra unutuyorsunuz. Bazen bu rüyalar üzücü olabiliyor ama inanın bana kendinizi üzmeye değmez çünkü bilinçaltınızdaki düşüncelerinizle korkularınız rüya olarak karşınıza çıkabiliyor. Mesela ben hep bebeğimi emzirmeyle ilgili rüyalar görüyordum. Onu emzirmeyi unutuyordum ve anneme, hemşirelere kızıyordum “neden bana hatırlatmadınız?” diyordum.


Ben bir kere hamile oldum ama tecrübe için mutlaka defalarca bunu yaşamak gerekmez yaşanmışlardan dersler alınmalı. Çok okudum, çok araştırdım. Bu yüzden bilgilerim belki bir çocuk doktorunkine yakın. İnanın bana ne kadar araştırırsanız o kadar iyi bir anne oluyorsunuz. Bugüne kadar mantığıma ve içgüdülerime uymayan hiçbir şeyi uygulamadım. Sonuç ortada. Bebeğim Allah’ın izniyle sağlıklı, mutlu, zeki, sevecen bir bebek. Bunları ben değil doktorumuz da dahil olmak üzere herkes söylüyor. Bunları yazıyorum ve siz de okuyorsunuz. Demek ki sizde bilinçli bir annesiniz yada anne adayısınız. Araştırıyorsunuz. Bebeğiniz adına “teşekkürler”